Murat Kocamış


SEFALETE MUHTAÇ EDİLEN EMEKLİ

SEFALETE MUHTAÇ EDİLEN EMEKLİ


SEFALETE MUHTAÇ EDİLEN EMEKLİ

Sosyal güvenlik sistemi, çalışma hayatının başlamasıyla birlikte ortaya çıkmış; teknik detaylar ve kanunlarla günümüze kadar sürdürülmüştür. Çalışma hayatına başlayan her bireyin hayali, sigortalı bir işe girmek ve yasada belirlenen sürede emekli olabilmektir.

Emeklilik; insanların çalışma gücünü ve yeteneklerini yitirerek çalışma hayatından ayrılmaları sonucu gelir kaynaklarının ortadan kalkması üzerine kazanılmış bir haktır. Ancak sosyal güvenlik sisteminde yapılan değişikliklerle hem emekli olma koşulları zorlaştırılmış hem de emekli maaşı hesaplamalarında yapılan düzenlemelerle emeklilerin yaşam kalitesi giderek düşürülmüştür.

Cumhuriyet döneminde, özellikle 1950 yılından bu yana emeklilik sistemi yaklaşık 15 kez düzenlenmiştir. Seçimlerle iş başına gelen hükümetler, sosyal güvenlik sistemine dokunmadan edememiştir. Siyasi parti liderleri seçim süreçlerinde emeklilik sistemiyle ilgili çeşitli vaatlerde bulunmuş, ancak seçildikten sonra bu vaatlere kulaklarını kapatmışlardır.

Benim çalışma hayatına başladığım 1984 yılında erkeklerde 25 yıl ve 5.000 prim günü şartı aranıyordu. 1986 yılında, Turgut Özal hükümeti döneminde çıkarılan yasayla kadınlarda 55, erkeklerde 60 yaşında emeklilik şartı getirildi. 1991 genel seçimlerinde meydanlarda vaatlerde bulunan DYP Genel Başkanı Süleyman Demirel, başbakan olduktan sonra 1992 yılında Özal öncesi uygulamaya geri dönüş yaptı.

Ancak bu dönüş, sosyal güvenlik sisteminde açıklar oluşturduğu gerekçesiyle eleştirildi ve 1999 yılında kadınlarda 58, erkeklerde 60 yaş sınırı getirildi. Bazı düzenlemeler Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilse de, 2008 yılında çıkarılan 5510 sayılı kanunla emeklilik yaşı kademeli olarak 65’e yükseltildi. Böylece bugünkü emeklilik yasasının kökten değiştirilmesinin ve emekli maaşı hesaplamalarının tırpanlanarak günümüze kadar gelmesinin önü açılmış oldu.

İşin özüne bakıldığında, adı emekli derneği olan hiçbir kuruluş, mevcut emeklilerin ve gelecekte emekli olacakların kazanılmış hakları konusunda güçlü tepkiler gösterememiştir. İşçi sendikalarının “mezarda emekliliğe hayır” sloganıyla düzenlediği panel ve mitingler ise cılız kalmış; duyarsızlık ve suskunluk toplumun geniş kesimlerinde adeta kabullenilmiştir.

Türkiye’yi 24 yıldır yöneten mevcut iktidar, bu süre zarfında yaptığı yasal düzenlemelerle emekli maaşlarının düşük seviyede kalmasını sağlamış; emeklilerin yaşam kalitesinin insanca yaşanabilir bir düzeyin altına düşmesine neden olmuştur. 2024 yerel seçimlerinde yoksulluğa, sefalete ve açlığa mahkûm edilen emekliler, iktidara önemli bir ders vermiştir.

Ancak Ocak 2026 döneminde yapılan maaş düzenlemesinde emeklilerin yaşam kalitesini artıracak hiçbir somut adım atılmamıştır. Bu nedenle emekliler; sendikalar, emekli dernekleri ve muhalefetin tüm kesimleriyle güçlerini birleştirerek tepkilerini göstermenin zamanının geldiğinin bilinciyle hareket etmelidir. Açlığa, yoksulluğa ve sefalete boyun eğmeyeceklerini sandıkta bir kez daha gösterme zamanı gelmiştir.

Dostça kalın.