Reyhan Çorum


GEMLİK- ILICA VE OTELİ

GEMLİK- ILICA VE OTELİ


 GEMLİK- ILICA VE OTELİ

 

Reyhan Çorum arşividir

Gemlik Kaplıcası kısmen de olsa kapılarını açtı. Peki bu kaplıcanın eski halini ve tarihini ne kadar biliyoruz?

Gemlik Kaplıcası’nın tarihinin Bizans dönemine dayandığı rivayettir. Kaplıcanın bulunduğu yer Umurbey Köyü’nün tarım arazilerinin olduğu bölgede bulunmaktaydı. O dönemde kaplıcayı Umurbeyliler’in çalıştırdığı anlatılmaktadır. 

 

Rumlar zamanında kaplıca

Gemlik Kaplıcası; karaciğer rahatsızlığı, romatizma, cilt hastalıkları, iç hastalıklar, sindirim, safra kesesi ve solunum rahatsızlarına iyi gelmektedir.

*Kasaba civarına 10 dakika mesafedeki kaplıca harap olduğundan ve şifası tecrübe ile meydana çıktığından kereste nazırı tarafından 1836’da tamir edilmiştir.

1873’de kaplıca şu vaziyette idi. Belediye tarafından dört oda ve bir soğukluğu havi bir ılıca inşa olmuştu. İçerisinde bir havuzu ve bir kurması vardı. Suyu gayet latif ve berrak, sıcaklığı mutedil idi. Mütenevvi illetlere nafi olunduğu tecrübe olunmuştu. Belediye tarafından idare edilmekte idi. BK.II/136. Bursa Kütüğü*

 

Umurbey Hamamı

İnternette bazı görsellerde kullanılan fotoğraflar Umurbey Köyü’ndeki hamam ile karıştırılmaktadır. İkisi de tarihi olmasına rağmen Umurbey Hamamı daha sonraki yıllarda tescillenmiş, kaplıca ise zamanla o ilk yıllardaki halini kaybetmiştir. Bugün yerine yapılan kaplıca tamamen orijinalinden farklıdır.  Hamam Umurbey Celal Bayar villaları yapıldıktan sonra köyün içinde kalmıştır. Sadece hamam olarak kullanılmaktaydı. Ilıca ise kaplıca turizmi yanında konaklama hizmeti de vermekteydi.

 

Anılarda Yaşarken Gemlik- Reyhan Çorum arşivi

İnsan sağlığı açısından yararlı olduğu, bazı hastalıkları iyileştirici özelliği bulunduğu bilinen kaplıcalar, turizm açısından da önem taşırlar. Termal, mineralli sular, çamurlar ve gazların bulundukları yöredeki iklim faktörleriyle birlikte değerlendirilerek, kür tarzında uygulamalar yapılır. Sıcak suların çıktıkları yerlere ılıca denir. Bu alanlara tesis, hamam yapıldıktan sonra kapalı ılıca denilmeye başlanır, bu isim de zamanla kaplıca halini almıştır.

İlçemiz doğal su kaynakları bakımından zengin bir kasaba. Bir zamanlar Gemlik'in nahiyesi olan Armutlu Kaplıcaları ve Gemlik'in tek kaplıcası Ilıca, kaplıca turizmi açısından çok ünlüydü. 37 santigrat derecede suyun ısısına sahiptir. Havuzu, konaklama yeri, 16 banyosu mevcuttur.

Tarih ve coğrafya öğretmeni Veli Orkun 1947 basım tarihli kitabında kaplıcadan şöyle bahsediyor.

Umurbey Kaplıcası, şehrin on dakika güney doğusunda ve Umurbey köyü yolunun kenarındadır. Bulunduğu yer zeytin ve meyve ağaçları ile çevrilidir. Büyük çınar ağaçları, kaplıca binasını yaprakları ile kucaklamış, yorgun ruhlara ferahlık verecek güzel bir mesire yeri haline getirmiştir. 

Son yıllarda belediyece yapılan iyi bir tamir kaplıcanın iç kısmını daha kullanışlı bir şekle sokmuştur.  Ayrıca otele geniş bir teras eklenerek hem bina güzelleştirilmiş hem de müşteriler için havadar bir dinlenme yeri elde edilmiştir. 

Hamam kısmında 3- 4 m genişliğinde, 1.60 m derinliğinde olmak üzere bir havuzu ile bitişik 2. odada beş kurnalı yıkanma yeri vardır. Sıcaklığı 37 C. Derecesi olan suyu tabii lezzettedir.  Kokusuz, pek az madenlidir.  Terkip bakımından Bursa sularına benzer. (Pocoeke) suyun milhi tatta olduğunu söylemekte hata etmiştir. 22. 11. 1927 tarihinde Ankara Hıf. Enst. K.Ş. tarafından yapılan basit analizi aşağıda gösterilmiştir. 

TEAMÜL                                                    MUTEDİL

Hamızı Kibrit………………………………0,0084 Gr

Humuzu Kalsiyum…………………………0,0500 Gr

Humuzu Magnezyum……………………....0, 0190 Gr

Humuzu Hadid……………………………...0,0050 Gr

Klor Sodyum………………………………..0,0380 Gr

Silis asidi……………………………………0,0070 Gr

Kuru Hülasa…………………………………0,2380 Gr

                                                               (Scheller)

Bu takipte olan Gemlik Kaplıcası daha ziyade ağrılı hastalara şifalı gelmektedir. Umumiyetle hamam şeklinde kullanılması tavsiye olunmaktadır. Suyu bazı kimseler tarafından soğutularak içiliyorsa da bu hususta mütehasıs doktorların tavsiyelerine rastlanmamıştır. 

Suyu bol olan bu kaplıca Gemlik Belediyesi’ne aittir. Her yıl icara verilerek Belediye bütçesine önemli bir gelir temin eder. Kaynak: Veli Orkun/Gemlik Tarih ve Coğrafyası.

Daha önceki yıllara gittiğimizde Eski Gaste arşivlerinde Gemlik Kaplıcası ile ilgili bir yazıya rastlıyoruz. 

5 Eylül 1933 Tarihli Vakit Gazetesi

Gemlik Kaplıcası’nda geçen Yalova'dan on günlüğüne otomobil seyahati.

Avrupa'da halk hava açıksa tren ücretleri ucuz olduğundan yakın köylere, bozuksa müze ve sinemalara giderek bilgilerini artıç tutmaya çalışırlar. Bundan dolayıdır ki, çocukları bile bazısını görmek, bazısını işitmek sureti ile memleketlerinin köylerine varıncaya kadar her yerini öğrenirler.

Ne yazık ki; çoğumuz İstanbul'un kaç köyü olduğunu bilmedikten başka yurdumuzun belli başlı kasabalarına dair tam bilgilerimiz yoktur. Bu yokluğumuzu, Gemlik seyahatimde utanarak anladım.

Gemlik adında bir kasabamız olduğunu tabiidir ki biliyordum, ancak evvelce çok zenginlerimizi tedavi için Avrupa'ya koşturan arsenik ve çeliği havi öyle şifalı bir hassası bulunduğundan haberim yoktu. Bir ayağından zahmet çeken samimi bir arkadaşım kaç senedir ki sıcak kaplıcalara gittiği halde topallıktan kurtulamamıştı.  O hanım geçen yıl Gemlik kaplıcasına gitmişti. Bütün kış bastonsuz gezdi. Onun methine uyarak bu yıl deniz banyosu yerine Gemlik'e gittim.

Yalova tariki ile yola çıktık. Otomobil ile Yalova'nın zümrüt dağlarını dolanarak kırların neşe verir güzel kokuları arasında yol aldık. Sonra birden sarsıntı ile gitmeye başladık. Meğer yağmurlardan yollar bozulmuş.  Zorlukla saat 2'de Gemlik'e girebildik.

Gemlik, dört köşeli gibi görünen bir körfezin sahilinde, alçak ve zeytin ağaçları ile süslü dağ yamaçlarına yaslanmış, aydınlık geniş caddeli ve pek sevimli bir memlekettir. Sokakların da temizliği çok hoşuma gitti. On dakika sonra ulu çam ağaçlarının arasına saklanmış olan kaplıcaya vardık. Cenup ciheti zeytinliklerle donanmış sıra sıra tepeler, şimalde o mavi, gözleri okşayan körfez, Büyükada'nın letafetini andırıyordu. Şark tarafına hâkim noktasında muhteşem böcekhaneleri yüklenmiş, Umurbey köyü kaplıca hayatını gözetlerken büründüğü yeşil güzelliklerle, çınar altında oturanları selamlıyordu.

Banyo edilecek havuz orta büyüklükte ve ılık olarak kaynıyor, hem de ne kadar girilirse girilsin suyu berraklığını kaybetmiyordu. Bir tarafında ise kirli suları havuza karışmayan üç kurnası da vardı ki, orada yıkanılıyordu.

Kaplıca suyunda çelik, gümüş ve arsenik varmış. Esasen dağlar arsenikle doluymuş.

Buraya kadar iyiliklerini yazdığım ılıcanın birazcık ta noksanlarını yazayım.

Ilıcanın üstünde büyük bir sofa, dört oda ile küçük bir mutfak, öylece de bir kileri vardır. İki oda da müstecirlerin aileleri oturuyordu.  Diğer ikisini de biz işgal ettik. Belediye'ye ait olan kaplıcada geceleyin müşterilere rahat verecek hiçbir şey yapılmamıştır. Tavanlar harap, apteshane berbat, hele büyüklüğü insanı ürküten siyah ve tüylü örümceklerle uğraşmak! 

Sivri sinek, tatarcık, tahta kurusu. Amaan bir de pireler. O afacanlardan kurtulmaya hiç çare bulamadık. Orada kaldığım on iki gece zarfında odaya hayli sirke dökmek sayesinde ancak bir gece uyuyabildim.

Sonra anladım ki sirke kokusundan bayılan ufacık mahluklar değil benmişim.

Uykusuzluk midemi bozmuş artık, yemeden içmeden de kesilmiştim. Böyle olduğu halde, her gün aldığım iki kere banyodan sihir gibi tesir eden suyu kuvvet vererek beni ayakta gezdiriyordu.

Bir gün halkevi neşriyat heyetinden iki muhterem zat benimle görüşmek üzere kaplıcaya gelmek lütfunda bulundular. O zatlarla konuşurken laf aramızda kaplıcanın bu hallerinden şikâyet ettim. Meseleyi şöyle izah ettiler. Ilıcanın yeni baştan yapılması yüksek bir meblağa muhtaçmış. Halbuki Belediye gelirinin azlığı böyle mühim bir teşebbüsü göze almaktan uzakmış.

Esasen müşterilerin çoğunu köylüler teşkil ediyormuş. Bu yıl onlarda ücreti yarıya indirmişler. Kazancın eksilmesi yüzünden ufak fakat sıhhi tedbirlerin alınmasına bile imkân kalmamış. İşte belediye bütçesinin darlığı Gemlik'te görülen faaliyet ve teşebbüslerin ılıcaya kadar uzanmasına mani olmuş. Bu sözleri dinledikten sonra başımı eğerek teessürle düşündüm. Kaynak: Emine Saniye’nin gazete anıları.

Eski Gazeteler Gemlik Kaplıcası’na yer vermiş ve bu çok eski bilgileri gazetelerden öğreniyoruz.

 

 

 

GEMLİK KAPLICASI CİLT HASTALIKLARI İÇİN ŞİFA KAYNAĞIDIR

Bursa'dan 34 kilometrelik bir şose ile Gemlik'e bağlı olan yolun mahdut ve bazı kısımları istisna edilirse yol heyeti mecmuası itibari ile Gemlik'e seyahate müsait bir haldedir. Gemi yapılan yer manasına gelen Gemlik sahil kazalarımızdan şirin bir kasabadır. Yazı kurak, ilk ve sonbaharları yağışlı, kışı ekseriya yağmurludur. Don tehlikesi yoktur. Senevi düşen yağmur miktarı 450-650 milimetre arasındadır. Kazanın 26 köyü vardır. 11'i sahil ve 15'i dağ köyleridir.

Arazisi 54,671 hektar kadardır. Serveti tabiyesinin mühim bir kısmını zeytin teşkil eder. Senevi 60,000 kilo kadar da ipek kozası istihsal olunur. Merkez kasaba bin kadar evden ibaret olup, bilhassa sahilde İstanbul'un Moda ve Kadıköy sahillerindeki köşklere benzeyen zarif ve güzel evler vardır. Kasabanın iskele civarında güzel bir gazinosu, ufak bir parkı da vardır. Rüsumat, sahil sıhhiye, liman ve belediye daireleri sahilin güzel binalarındandır. Suyu fazla kireçlidir. İznik gölünün bir ayağı ile (Ihcak) deresinin teşkil ettiği bataklık ve bu bataklığın henüz denize akıtılamaması sıtmaya âmil olmaktadır. Balıkçılık iptidai bir vaziyette olup, ancak şehrin ihtiyacı kadar balık avlanmaktadır. Zeytinlerin de (zeytin sineği) tabir olunan (daküs olaârüs), zeytin güvesi (piras oleârüs) ve (tina böceği) (pamucak)gıdır denilen (Ocillora olvina) ve bir de zeytin yapraklarında tahribat yapan (filbe eleâ) hastalıkları vardır. 

Kazanın çalışkan ziraat memuru bu hastalıklarla daimi mücadelededir. Meyvesi da nispeten boldur. Başlıca ihracatı İstanbul'adır. Kazanın biri belediye biri hükümet, biri de serbest olmak üzere üç doktoru ve bir de eczanesi vardır. Bursa- Yalova yolunun (transit) merkezini teşkil eden Gemlik'e haftada yalnız bir gün vapur gelmektedir. Bilhassa otobüslerin ucuzluk, sürat gibi muzaaf rekabeti karşısında vapur yolcuları parmakla sayılacak kadar mahduttur. 

Kasabaya takriben bir çeyrek mesafede ufak bir kaplıcası vardır. Hassasi şifaiyesi mabzul ise de suyunun fazla miktarda kükürtlü bulunmasından cilt hastalıkları için daha nafi olduğu muhakkaktır. Hulâsa Gemlik seyyahlarımızın ihmal edemeyecekleri bir kasabadır. (11 Nisan 1934 Tarihli Son Posta Gazetesi)

Sonrasında ılıcanın 1962 yılında yenilendiğini, yine Gemlik (Malgil Matbaası) Gazetesi’nin haberlerinden öğreniyoruz.

Emin Bora bir köşe yazısında kaplıcadan şöyle söz ediyor.

 

Ilıca; hamamı, binası çok güzel kagir bir binaydı. Kapıdan girince ortada bir havuz vardı. Havuzun altı ızgara şeklindeydi ve su buradan kaynardı. Her iki tarafında soyunma odaları vardı. Havuzun bulunduğu yerden diğer bir odaya geçilirdi, bu odada da kurnalar vardı, halk burada yıkanırdı. Köylüler harman sonu, yerli halk ise bilhassa kadınlar çoluk çocuk buraya taşınırlar, hamamın yanındaki alanda hem piknik yaparlar hem de hamamda yıkanırlardı. Burası tam bir cümbüş alanıydı.

GEMLİK TERME TURİSTİK TESİSLERİ (OTEL-RESTAURANT-DİSKO-KAPLICA)

Gemlik Gazetesi (Ziya Kalın)

Yakın bir gelecekte ılıcamızın, (eski ılıcamızın) yerine ihtiyaca uygun, şirin kasabamıza yakışır bir yenilikte turistik kaplıcanın yükseleceği müjdesi, hepimizi ziyadesi ile sevindirmiş, ilerisi, kasabamızın istikbali için bizi sevindirmiştir.

6- Ocak Cumartesi 1962/Gemlik Gazetesi

1960 yılında Hüsamettin Öktem döneminde başlanan, 27 Mayıs'tan sonra iktisadi olmadıkları mülahazası ile 72 sayılı kanun hükmüne göre inşaatları durdurulan ılıca oteli için Kaymakamlık’tan bilgi istenmiştir. İlçemiz hudutları dahilinde Turizm Bankası ile Belediye’nin müştereken inşa ettirdiği ve 72 sayılı kanun hükümleri gereğince inşaatı tatil edilen ılıca ve otel hakkında ilgili vekalete bilgi verilecektir.

Bilindiği gibi aynı kanun hükmü uyarınca inşaatı tatil edilen bazı yatırımların inşaatının devamı Devlet Planlama Dairesince tavsiye edildiğinden Bakanlar kurulu ile fesihe geçmiştir.

 

BUGÜN ARTIK YERİNDE OLMAYAN KAPLICA İÇİN KAYNAKLAR ŞÖYLE TANIM YAPIYOR

Yeri: Bursa Yalova yolu üzerinde, önünden Karsak deresinin aktığı, yıllardır etrafı çevrilmiş, temeli yağan yağmurlarla su dolmuş. Etrafında çevrili saçların yolu daralttığı, geçişi zorlaştırdığı ve o muhteşem doğal kaynak suyu ile araba yıkandığı, bir rivayete göre kaybolduğu söylenen yer ve durumdadır. Mülkiyeti Gemlik Belediyesine aittir. Bu yeri Malgil ailesinin bağışladığını bir yorumda kesin bilmemekle birlikte duymuştum. Eski kaplıcanın yerine, beton kubbeli bir hamam yapıldı ve 1999 depreminde otelle beraber yıkıldı.

Gemlik Devlet Hastanesi ilk olarak Ekim 1989 tarihinde Yalova yolu üzerindeki binasında hizmetine başlamıştır. 17 Ağustos 1999 depreminde binanın 8 ana kolonunun hasar görmesi nedeniyle 21 Eylül 1999 tarihinde bina tahliye edilerek hizmeti çadırda sunmak zorunda kalmış, daha sonra kış mevsimi gelince poliklinik hizmeti olarak barakalarda devam etmiştir.

 

Bursa’nın şirin sahil beldelerinden Gemlik’teki Gemlik Kaplıcası’da, bölgenin tanınmış kaplıcaları arasındadır. İlçe merkezine 10 dakika uzaklıkta, Umurbey köyüne giden yol üzerindedir. Kaplıcaların Bizanslılar zamanında da işletildiğine dair tarihi kayıtlar mevcuttur.

Gemlik Kaplıcası, Bursa kaplıcalarına benzer. Suyu, madeni az ılıca ve içmeler grubunda incelenmiştir. Temperatürü 36°C, radyoaktivitesi 5.3 eman, PH değeri 7.5’dur. Banyo tedavisi; romatizma, nevralji, nevrit, hemipleji, ruhsal yorgunluk, nevrasteni ve kalp hastalıklarına önerilir, içimi halinde diüretik etki gösterir. Suyun doğal bir lezzeti vardır. Kokusuz bir sudur.

Otel ve kaplıca iki ayrı binadan oluşurdu. Kaplıcadaki tedavi üniteleri; bir adet genel havuz ve on altı adet özel banyo ile çok sayıda sıra banyodan ibarettir. İlçenin çok yakın olması sosyal gereksinimlerin karşılanmasına olanak verir. 

 

 

 

Anılarda Yaşarken Gemlik arşivi

 

Anılarda Yaşarken Gemlik arşivi

Konaklama, kaplıca işletmesine bağlı Terme Hotel de yapılır. Otel, Yalova asfaltı üzerinde olup, 30 odada 100’e yakın yatak kapasitesiyle hizmet veren kaliteli bir tesistir. Ayrıca, turistik önemi haiz Gemlik ilçesinde çok sayıda konaklama tesisi vardır ve kaplıca tedavisinden yararlanmak isteyenler bu konuda sıkıntı çekmezler.

Gemliklilerin yorumları:

Gemlik’te yaşayan Gemlik’in eski ailelerinden olan herkesin buraya ait anıları ve gitmişliği vardır. 

Kamil Bayrak: Eski adı ılıca idi. İsmini kaplıcadan alan ılıca, yolu üzerindedir. Taksici Hasan amca ve hanımı Fatma teyzenin işlettiği bir yerdi. Faytoncu Hasan Parlak amca vardı. Eskiden Gemlik'te faytonlarla ulaşım yapılırdı. Çocukluğumuzda bizi oraya hep o götürürdü. İçeride küçük kare bir havuzu, ortada fıskiyesi vardı. Üst katta ve alt katta küçük ķüçük dört kişilik odalar vardı. 1954-55 yıllarında kaplıca ahşaptı.

Necati Kocaağa: İlk işe girişim; sene 1973’de Terme otelde işbaşı yaptım. Orada şef garsondum. 1986’da kapandı. 1987 yılında Devlet Hastanesi oldu. O zamanları çok iyi bilirim. Gemlik'in zengin düğünleri hep otelde olurdu. İstanbul'dan şarkıcılar gelirdi. Film çevirmeye artistler gelirdi. Gemlik'in en lüks oteli idi. Çok güzel kaplıcası vardı. Gelin hamamı olurdu, bütün bayanlar orada toplanır, kendi aralarında eğlenirdi. Otel yıkıldı, oteli çalıştıran patronlarımız Ertür kardeşlerden, Selçuk Ertür çok iyi bir işverendi. Ben şahsım adıma her namazımda dua ediyorum. Çok ekmeğini yedik. Onun sayesinde emekli oldum.

Nursemin Sertkaya: Ahh, o eski Terme kaplıcamız. Ben dördüncü, kızım beşinci nesil. Her hafta ailecek giderdik, havuzun etrafı dolu, aslan ağzından gümbür gümbür su akar, herkes sıra beklerdi aslan ağzında. Masaj gibi gelirdi insanın omuzlarına. En keyifli yanı bahçesinde dolmalar, lokumlar, çay keyifleri çok güzeldi, tadını çıkarırdık. Fakat tekrar bu güzel sudan faydalanmamız lazım, çok değerli bir hazinedir termal suyumuz. Özellikle mayıs ayında ayva çiçeklendiği zaman çok daha etkiliymiş. Büyük anneannem anlatırdı, suyundan harika çay oluyordu, çok içerdik. Ah o eski anılar.

Gönül Ceylan Bilginer:  O kaplıcanın eski halini biliyorum, dibinde çakıl taşları ve arasından kaynayan su, berrak ve sıcak 37 dereceydi sanırım, çok değerli bir doğa hazinesiydi, galiba yok oldu.

 

 

Eyüp Kılık arşivi: Müzisyen Ersen Elpen ve Sabahattin Özanadolu- Gemlik Matbaası sahibi Doğan Malgil Terme Diskosu’nda.

 

Neşe Tayanç: Otelin altında diskosu vardı. Yeni evlenmiştim, eşim ve tüm arkadaşlarımla birlikte diskoya gitmiştik, hatta diskoyu kapatmıştık ve doya doya eğlenmiştik. 

 

Reyhan Çorum: Bu kaplıcanın Cumhuriyetten sonra babanın anneannesinin dayısı tarafından çalıştırıldığını ailemden duydum. Ben 1958 doğumluyum. Çocukluk anılarımda ve sonrasında kaplıca önemlidir. İlkokul yıllarımda ailece buraya sıkça giderdik. Adeta kadınların buraya toplanarak gitmesi şölen havasında olur, hazırlıklara günler öncesinden başlar, çeşitli yiyecekler, lokumlar, dolmalar hazırlanır, bahçesinde piknik yapılırdı. Havuz dolu olurdu. Bir keresinde boğulmak üzere olan birine yardım etmek istedim fakat can havliyle bana sarıldı. İkimiz de boğulmak üzereyken bizi fark ederek havuzdan çıkardılar. Aslan ağzından kuvvetli bir şekilde akan suyu unutamam. 

Peştemallarına sarılmış, ayaklarında takunyalar olan kadınlar kurna başında yıkanıyordu. Ve bu kaplıcanın kadınları yıkayan keseleyen natırları da vardı.

Genç kızlık yıllarımda ninem bir mahalle dolusu kadını minibüse doldurarak matinelere götürürdü. O zamanlar Gemlik’te orkestralar, düğünler çok meşhurdu. Ertür kardeşler; Sadi, Oktay ve Selçuk Ertür burayı işletiyordu. Daha çok Oktay ve Selçuk Ertür’ün getirdiği sanatçılar Gemlikli kadınlara matine şeklinde konser verirdi. Gelen sanatçılardan mutlaka bir de imzalı resim alırdık.

 

Eyüp Kılık arşivi: Terme düğünlerinde çalan orkestralar

 

Eyüp Kılık arşivi: Terme düğün ve yemek salonu

Bizim nesilden birçok arkadaşımın düğünleri orada oldu. 1976 yılında bende Terme’de evlendim. Liseli gençlerin oluşturduğu orkestralar düğünlerde müzik yapardı. 

Ve filmler…

 

Ah bir zengin olsam filmi burada çevrilmişti.

Otel yol üstünde olması, reklamı, kaplıcası ile ünlülerin, iş adamlarının kaldığı Gemlik’in tanıtımında önemli bir yerdi.

 

1971’de çekilen “Ah Bir Zengin Olsam” filmi; Sırrı Gültekin 'in yönettiği, Tanju Okan'ın şarkılarıyla ve oyunculuğuyla yer aldığı, başrollerini Murat Soydan ve Zeynep Aksu’nun paylaştığı, yardımcı rolleri ise Semra Yıldız, Raik Alnıaçık, Mürüvvet Sim, Süheyl Egriboz’un paylaştığı bir filmdir.

'Ah bir zengin olsam ' sinema filmi Bursa’da, bazı sahnelerinin ise Gemlik Yeni Mahalle ve Terme Kaplıcasında çekilmiştir. Bu filmde Terme’de çalan “Dalgalar Orkestrası” küçük bir rol almıştır. 

 

Yardım Severler Derneği: Otelde yapılan toplu sünnetler.

 

ESKİ BELEDİYE BAŞKANI HAKKI ÇAKIR’IN ANILARINDAN

Hastane: Göreve geldiğim ilk sene, halkımızın özlemini çektiği hastane için “Hastane Yaptırma Derneği” kurmuştum. Derneğe benim başkanlığımda; Sn. Mehmet Turgut, Sağlık Ocakları Grup Başkanı Sn. Profesör Dr. Özdemir Gülesen Bey, bir ara Borusan Genel Müdürü Emekli Hava Tuğgeneral Sn. Şükrü Özuçucu, Ankara Odalar Birliği Yönetim Kurulu’nda görevli olan Sn. Tevfik Solaksubaşı, Marmarabirlik Yönetim Kurulu üyesi ilçemiz temsilcisi Sn. Vedat Çırpan, Sn. Avukat Teoman Ekim ile birlikte 7 kişi kurduk, particilik yapmadık. Yapım ihale projesini Sağlık Bakanlığı teknik elemanları yaptı. Yapım ihalesini Osman Doğan aldı. Daha sonra Şükrü Paşa Borusan’daki görevinden ayrılınca yerine Sn. Hasan Başaran’ı getirdik.

Hastane yeri olarak Orhaniye Mahallesi'nde hazineye ait 16 dekar saha vardı. Dernek olarak bazı kişilerden beş dekar da biz aldık. İlçemizdeki Mimar Cemal Aydın Aybey’e, şimdilik 100 yataklı, ileriye dönük 200 yataklı olmak üzere plan proje yapma görevini verdik. 85 yılının ilk ayları idi; aynı senenin mayıs ayında, Sağlık Bakanlığı’ndan ilçemizdeki Sağlık Ocakları Grup Başkanlığı’na “Gemlik nüfusu hızla artan ilçelerimizden biridir, belediye yer temin eder ise 25 yataklı Tedavi Merkezi yapalım” diye bildirilmiş, Sn. Hocam bana geldi. Ben “O yazıyı bana gönderin, şu an Bakanlığın istediği yer olarak Terme Oteli’nin olduğu banyo kısmı hariç olmak üzere olumlu rapor verin, orayı hastane yapalım” teklifinde bulundum. Verdikleri olumlu rapor üzerine; Sağlık Bakanlığı teknik elemanlarını gönderdi, tadilat projesi yaptılar, o proje üzerine ilk olarak 65 yataklı hastane yaparak hizmete açtık, bilahare bahçesine taban alanı 180 metrekare ve 4 kat özellikleri ile idare binası ve poliklinikler yaptırdık. Boş olan odalara da yatak ilave edilerek hastaneyi 65'ten 75 yatağa çıkardık. Hastanemizin açılışına o günün Sağlık Bakanı Sn. Halil Şıvgın, Milletvekillerimiz, Valimiz, Uludağ Üniversitesi Rektörümüz, tüm ilgililer gelmişlerdi. Cemal Aydın Aybey'e verdiğimiz görevi de durdurmuş olduk. 

TERME TESİSİ VE KAPLICA YIKILARAK DEVLET HASTANESİ OLUYOR

1980'li yıllarda otel kısmı iptal edilerek Gemlik'te yataklı bir hastane olmaması nedeni ile Belediye Başkanı Hakkı Çakır ve Gemlik'in ileri gelenlerince hastaneye dönüşüyor ve tamamlanarak Sağlık Bakanlığına devrediliyor. Bu süreç 10 yıl kadar sürüyor.

 

Hatta bu Hastanede o dönemin Başhekimi Vahit Bey zamanında kalan Dr. Seyfi Bey de orada rahmetli oluyor ve mal varlığını bağışlıyor.

99 depreminden çürük raporu ile hastane yıkılıyor.

Önce ihale ile bir firmaya veriliyor, sonra Bursa Büyükşehir'e geçiyor. Alinur Aktaş tarafından temel 2018 de atılıyor.

Gemlik'e Modern Termal Otel

Uluslararası bir otel zinciri, Gemlik İlçesi'nde belediyeye ait alanda 125 yatak kapasiteli kaplıca suyu bulunan bir otel inşa edecek.

Belediye Başkanı Mehmet Fatih Güler, görüşmelerin devam ettiğini 4 yıldızlı 125 yatak kapasiteli otel inşaatını yap-işlet-devret yöntemiyle yaptıracaklarını söyledi.

İlçe girişinde uzun yıllar termal tesis olarak hizmet veren Terme Kaplıcaları, son yıllarda viran ve terk edilmiş görünüme büründü. Ancak Gemlik Belediye Başkanı Mehmet Fatih Güler' in girişimiyle kaderine terk edilen tesis modern bir kaplıca tesisi olacak.

2007 yılında çıkarılan bir yasa ile yer altı kaynak suyu kullanım hakkının kaybedildiğini ancak başlattıkları girişim sonucu suyun kullanım hakkını İl Genel Meclisi'nden aldıklarını kaydeden Başkan Güler, " Meclisin şubat ayında yapılan toplantısında, suyun kullanım hakkının 25 yıllığına Gemlik Belediyesi' ne kazandırdık. 13 dönümlük alanda 3 katlı 125 odalı, otoparkı ve SPA merkezi bulunan bir kaplıca tesisi inşa ettireceğiz" dedi.

Projenin hazırlandığını, otel inşaatı için tanınmış otel zincirleriyle görüştüklerini ifade eden Başkan Güler, "20 milyon liralık bir yatırım yapılacak. Bu yıl içerisinde temel atmayı hedefliyoruz. Gemlik'e güzel bir tesis kazandıracağız. 4 yıldızlı otelimiz Bursa' ya örnek olacak. Gelişen kongre, kültür ve termal turizmine de hizmet edecek" diye konuştu. Kaynak: Beyaz Gazete- 26.04.2010

 

GEMLİK KAPLICASINI GÖREN, SESİNİ DUYAN VAR MI?

 

Osman Doğan’ın 12.01’de yazdığı yazıdan alıntıdır

Gemlik Tereme Kaplıcası, Gemlik Otobüs Terminalinin araç giriş kapısının Bursa yoluna devam eden bağlantı yolunun hemen köşesinde ve bir cephesi Bursa-Yalova asfaltına diğer cephesi Karsak deresi yan yoluna bakan ve bugün etrafı saç panolarla çevrili olan alanda yer almaktaydı! 

Orta ve daha yukarı kuşaktaki insanlarımız çok iyi bilirler ki, burası eskiden Kaplıca ve Otel olarak iki ayrı binadan oluşan çok güzel turistlik bir tesisti. Yıllarca bu şekilde faaliyet gösterdi. Bu tesisin arsa ve bina olarak mülkiyeti Gemlik Belediyesi’ne ait olup kaplıcanın suyu ise devletin hüküm ve tasarrufu altında. 1980’li yılların sonuna doğru bazı gerekçelerle otel kısmı iptal edildi ve bu bina o gün için Gemlik’te yataklı bir hastane olmadığı için dönemin Belediye Başkanı Sayın Hakkı Çakır büyüğümüzün önderliğinde ilçenin önemli ve saygın kişilerinin oluşturduğu bir organizasyon sonucu Devlet Hastanesine dönüştürüldü. Bende hastaneye dönüştürülme çalışmalarda teknik düzeyde katkıda bulunanlardan biriyim. 

Tamamlanan hastane daha sonra Sağlık Bakanlığı’na devredildi. Dönüştürülen binada yaklaşık 10 yıl süren sağlık hizmetleri ne yazık ki 1999 yılında meydana gelen deprem sonrası sekteye uğradı. Ortaya çıkan yapısal hasarlar nedeniyle boşaltılan hastane, hayırsever Muammer Ağım Bey’in bağışlarıyla Manastır semtinde yapılan yeni binaya taşındı. 

Boşaltılan bina ise kısa bir süre sonra alınan kararla yıkıldı. O tarihten sonra işlevsiz kalan kaplıca bölümü özel bir firmaya kiralanarak uzun bir süre yine kaplıca olarak işletildi. Süreç içinde Gemlik Belediyesi ile mevcut kiracı arasında çıkan hukuki anlaşmazlık sonucu kaplıca binası müstecir tarafından boşaltıldı. Daha sonra kaplıca binası da otel binası gibi yıkıldı ve o andan sonra kaplıca bir anlamda sırra kadem bastı. 

Ak Parti iktidara geldikten sonra kaplıcanın suyu “Yer altı suların çıkartılması ve kullanılması” mevzuatı çerçevesinde ihale edilerek bir özel kişiye/firmaya devredildi. Ancak bir müddet sonra bu durumdan da geri dönüldü. Daha sonra kaplıca arazisinin mülkiyeti dönemin Belediye Başkanı tarafından yeni kaplıca tesisi yapılmak üzere Bursa Büyük Şehir Belediyesi’ne devredildi. Ancak duyumum o ki, bu devir fiilen olmakla beraber resmiyete dönüşemedi. 

Yapılacak yeni kaplıca tesisinin temeli 13 Nisan 2018 tarihinde törenle atıldı. B.B.Ş.B. Başkanı Sayın Ali Nur Aktaş temel atma töreninde yaptığı konuşmasında özetle “9000 m2 alan üzerine yapılacak tesisin 6.300 m2 yapı alanına sahip olduğunu, tesisin beş yıldızlı otel seviyesinde olacağını, yapılan bu yatırımın Bursa sağlık turizmine büyük katkı sağlayacağını ve tesisin en geç 2019 yılı haziran ayı sonunda tamamlanacağını” müjdeledi. Ancak inşaat hedeflendiği gibi yürümedi ve temel imalatı-bodrum kat perde ve kolonları imalatı seviyesinde yarım kaldı.

Adeta yılan hikâyesine dönen kaplıca inşaatı ile ilgili olarak yapılan eleştiriler sonrası bizzat kaplıca alanına gelen B.B.Ş.B. Başkanı Sayın Ali Nur Aktaş bir açıklama daha yaparak inşaatın gerçekleşme seviyesinin %30 olduğunu, zamanında tamamlanamamasının kış aylarının beklenmeyen olumuz şartlarının sebep olduğunu, ancak resmi teslim süresi 2020 yılının sonu olmasına karşılık en geç 2020 yılının ocak ayında tamamlanacağını söyledi. Gemlik Son Nokta/ 18 Ocak 2021

Yıkılan Terme Kaplıcası tesislerinin yerine yapılacak yeni tesisi birlikte yapma talebinde bulunan Refik Yılmaz, "Yer bizden, yapması sizden. Gemlik'e yakışır bir tesisi birlikte kazandırabiliriz" dedi. Dokuz dönümlük araziye sahip Terme Kaplıca bölgesinde 36 derece sıcaklıktaki şifalı suyun boşa aktığını hatırlatan Gemlik Belediye Başkan vekili Refik Yılmaz, "Burayı birlikte değerlendirelim. Gemlik Kazansın" dedi. Sonrasında ise defalarca temel atıldı, kurdele kesildi ve 2026 yılında Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Sn. Mustafa Bozbey tarafından açılması bekleniyor.

KAPLICALARDA KÜLTÜREL FAALİYETLER

Kırk hamamı, damat hamamı, nefse, gelin, güvey, adak ve sünnet hamamı gibi hamam çeşitlerinin yanı sıra, “hamamda kız beğenme” “kadınlar hamamına çevirme” gibi adetlerimiz kaplıcada toplu olarak yapılırdı.

KAPLICA ALEMLERİ GÜVEY KAPLICASI

(25 Mayıs 1935-Akşam Gazetesi)

Bursa'nın meşhur kaplıca alemleri gitgide terkediliyor. Şimdi az çok rağbet edilen ve şekli muhafaza olunan adet güvey kaplıcalarıdır.

Evliliğin bütün usul ve şartlarını güveye öğretip tatbik edene Bursalılar “Sağdıç” adını verirler. Sağdıç güveylik teşrifi memurudur.

Güvey gerdeğe girdiğinin ertesi sabahı erkenden sağdıç tarafından evinden alınır. Mahalle hamamına götürülür.

Bundan sonra akşamdan çağırılmış davetliler, bir kısmı tutulmuş olan kaplıcaya gider. Burada vaktin erken olmasına rağmen rakılar açılır, sofralar kurulur ve saz çalınır.

Herkes hamama girer, Biraz sonra damatla sağdıç gelirler. Bunların gelişi kaplıcada neşeli tezahürlere sebep olur. İçeridekiler hep birden hücum ederek güveyle sağdıcı yüzme bilsin bilmesinler kaptıkları gibi havuza atarlar ve her ikisini de batırırlar.

Bu şenlikten sonra hep bir ağızdan (hayamol- hayamol) diye nakaratı tekrar edilen kaplıca türküsüne başlanır ve bunu birçok şarkılar, türküler, oyun takip eder. Güvey kaplıcasına düğün davetlilerinin hepsi değil, damadın pek yakın dost ve ahbapları çağırılır ve evden çorba, pilav ve helvadan mürekkep yemek o gün kaplıca da yenilir.

Gelin hamamları da yine çok meşhurdu.

Düğünden önce yapılan en önemli etkinliklerden biri de gelin hamamıdır. Günümüzde yaygın olmayan bu gelenek kısmen de olsa sürdürülmektedir. Gelin hamamı düğünden önceki cuma günü yapılır. Bunun için erkek tarafı bir hamamı kiralar, iki tarafın kadınları hamamda hem yıkanır hem de eğlenirler. Nişan ve düğünlere komşu ve akrabaların davet edilmesine “okumak “denir. Davetiye basılmışsa dağıtılır, yaşlı ya da ağırlığı olan davetlilere, davetiye ile birlikte havlu veya kumaş mendil verilir. Davetiyenin olmadığı dönemlerde “okuyucu” adı verilen kişilere havlu veya mendil verilerek sözlü olarak bu kişilerin düğüne davet edilmesi sağlanır.

Gelin bohçaları özenle hazırlanırdı. İçinde, sedir üstüne serilmek üzere havludan kareli motifli bir örtü, kenarları desenli peştamal, nalın (takunya), işli ayak, sırt ve baş için üç ayrı havlu, hamam tası. Ayrıca, ekonomik seviyeye göre, gümüş kaplamalı veya sade olarak kullanılan topuk taşı, sabunluk, kese, sedef, bakır kemik veya fildişi işlemeli süslü bir taraklar, tokalar, pullu, boncuklu, mercanlı, işlemeli ahşaptan, gümüşten aynalar; kenarları oyalı tülbentler, sürmedanlar, kına ve tastık tasları, cımbız ile erkekler için fazladan tıraş usturası, fırçası, sabun ve kokuları.

Nalın (Takunya)

Kızgın hamam zemininde ve kaynak sularda ayakların yanmaması için kullanılan nalınlar, gündelik veya özel günler için kişiye özel süslemeli olarak yapılan değerli nalınlar olmak üzere ikiye ayrılıyor. Yükseklikleri, 3.5 cm ile 27.5 cm arasında değişen nalınlar, ahşap üzeri sedef kakma, telkâri, deri, metal ve tekstil malzemelerinden oluşabilir. Aile büyüklerinden kalma bu nalınlar, günümüzde evlerde dekorasyon metâsı olarak da kullanılıyor.

Peştemal 

Kelime olarak Farsça kökenli olan peştemal; örten kumaş, iş yaparken giysinin kirlenmesini önleyen önlük ve hamamlarda örtünmek için kullanılan dokuma anlamına gelir. Halk arasında peştemal olarak bilinse de doğru yazılışı peştamaldir.

Peştemal, genellikle pamuk, bambu ya da keten gibi doğal malzemelerden üretilen hafif, ince ve yumuşak bir dokuma tekstil ürünüdür. Geleneksel olarak Türk hamamlarında kullanılan peştemal, cildi nazikçe sarar bu sayede hem rahatlık hem de estetik bir görünüm sağlar. Osmanlı döneminden günümüze kadar uzanan bir geçmişe sahip olan peştemal, günümüzde modern ve şık çizgilere sahip olması ve kullanım rahatlığı sağlaması nedeni ile sıklıkla tercih edilir. Bu bağlamda hem işlevsel hem de kültürel bir değer taşımaktadır. Peştemaller, hızlı kuruma özelliği, hafifliği ve kolay taşınabilir olmaları ile pratik ve rahat bir kullanıma sahiptir.

Natır

Hamam kültürü, Osmanlıdan günümüze kadar devam eden, temizlik ve arınma açısından önemli, aynı zamanda sosyal buluşmaların merkezi olarak süregelen bir değerdir. Hem geçmişte hem de günümüzde oldukça önemli yeri olan hamam kültürünün en önemli figürleri arasında hiç kuşkusuz natır yer alır. Bu noktada hemen akıllara “natır ne demek?” sorusu gelir. Natır; erkek misafirlere hizmet veren tellakların aksine kadınlara özel hizmet veren hamam görevlisidir. “Kadın natır ne gibi hizmetler verir?” sorusunun cevabı ise; kese, köpük cilt arındırma işlemleri bu görevliler tarafından yapılır şeklinde verilebilir. 

                                                                      Reyhan Çorum

 

 

    

 

Gemlik Gazetesine verilen konser reklamları